Kültür & Sanat Arşivi
MerveAy Müzayede olarak, tarihimizde yer alan paha biçilemez sanat eserlerini ve geleneksel el sanatı tesbihlerimizin malzeme özelliklerini kısaca sizler için derledik...
Klasik Türk & Osmanlı Ressamları

Kaplumbağa Terbiyecisi (1906)
Osman Hamdi Bey
Osmanlı arkeolog, müze müdürü, ressam ve Kadıköy'ün ilk belediye başkanıdır. Sanayi-i Nefise Mekteb-i Âlisi'nin (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) kurucusudur.
Türk resim sanatında figürlü kompozisyonun öncüsüdür. Doğu mistisizmini, Osmanlı aydın aklının modernleşme çabalarıyla harmanlamış; oryantalist tarza yepyeni bir aydın bakışı kazandırmıştır.
“Sanat, medeniyetin en yüksek ve en asil ifadesidir.”

Vazo Yerleştiren Kız (1881)
Osman Hamdi Bey (Vazo Yerleştiren Kız)
Osman Hamdi Bey'in oryantalist estetiği ve figüratif zarafeti en mükemmel şekilde yansıttığı başyapıtlarındandır. Tabloda geleneksel giysiler içindeki genç bir kadın tasvir edilir.
Tabloda Osmanlı iç mimarisinin zengin çini süslemeleri ve doğu halıları eşliğinde, büyük bir porselen vazoya çiçek yerleştiren genç bir kız betimlenmiştir. Eser, ışık kontrolü ve detaycılığıyla sanatçının en değerli yapıtlarındandır.
“Her çiçek ve desen, Osmanlı estetiğinin sessiz bir kelimesidir.”

Yeşil Cami Önü (1910)
Osman Hamdi Bey (Yeşil Cami Önü)
Osman Hamdi Bey'in en ünlü ve mimari derinliği en yüksek yapıtlarındandır. Eser, Bursa Yeşil Camii portalini ve önündeki Osmanlı figürlerini konu alır.
Tabloda caminin görkemli mermer portal kapısı, muhteşem turkuaz ve yeşil çinileri eşliğinde dini ve entelektüel sohbet eden Osmanlı figürleri betimlenmiştir. Detaylarındaki taş oymacılığı ve çini işçiliği sanatçının zirve noktalarındandır.
“Mimarinin ve hat sanatının ihtişamı, inancın estetikle buluştuğu kapıdır.”

Ormanda Oduncu (1900)
Şeker Ahmet Paşa
Osmanlı askeri ve ressamı. Paris'te tıp eğitimi aldığı sırada sanata yönelip Boulanger ve Gérôme atölyelerinde çalışmıştır. Türkiye'nin ilk resim sergisini açan sanatçıdır.
Tabiatın lirik ve mistik yönünü resmetmesiyle bilinir. Özellikle peyzajlarında, insan figürünü doğanın devasa büyüklüğü karşısında küçük tasvir ederek derin bir tefekkür hissi uyandırır.
“Doğa, fırçanın gördüğünden çok daha fazlasını kalbe fısıldar.”

İshak Ağa Çeşmesi
Hoca Ali Rıza
Klasik Osmanlı geleneğinden modern döneme geçişin en üretken peyzaj ressamlarındandır. Askeri okulda resim hocalığı yaptığı için 'Hoca' lakabıyla anılmıştır.
Açık havada resim yapma (plein-air) akımının Türkiye'deki öncülerindendir. İstanbul'un ahşap evlerini, sahillerini, kahvehanelerini ve sokaklarını eşsiz bir ışık hassasiyetiyle belgelemiştir.
“İstanbul'u resmetmek, tarihin kendisiyle konuşmaktır.”

Manolyalar (1938)
İbrahim Çallı
Türk izlenimciliğinin (1914 Kuşağı / Çallı Kuşağı) kurucusu ve lider figürüdür. Sanayi-i Nefise'de hocalık yaparak sayısız Türk ressamını yetiştirmiştir.
Avrupa'da izlenimcilik eğitimi aldıktan sonra Türkiye'ye dönüp canlı renkler ve serbest fırça darbeleriyle milli ve yerel temaları, kır manzaralarını ve portreleri tuvale aktarmıştır.
“Her tuval, ruhumuzdan kopan renkli bir fırtınadır.”

Eller & Mutluluğun Resmi (1961)
Abidin Dino
Modern Türk resminin öncülerindendir. d'Group sanat hareketinin kurucularından olan Dino; ressam, yazar ve yönetmendir. Nazım Hikmet'in 'Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?' şiiriyle ölümsüzleşmiştir.
Çizgisel gücü ve minimalizmi dışavurumcu bir tarzla harmanlamıştır. Özellikle insan ellerini, çiçekleri ve deniz temalarını konu aldığı seri çizimleriyle bilinir.
“Mutluluğun resmi, her an değişen hayatın ta kendisidir.”

Balon Satan Kadın (1950s)
Fikret Muallâ Saygı
Hayatının büyük bölümünü Paris'te bohem bir yaşam sürerek geçiren ünlü dışavurumcu Türk ressamıdır. Paris kafelerini, sokaklarını ve insan figürlerini eşsiz bir lirizmle çizmiştir.
Guaj boya tekniğini en yetkin kullanan sanatçılardandır. Balon Satan Kadın tablosu, sokak satıcılarını, Paris'in renkli figürlerini ve bohem atmosferini canlı renk lekeleriyle betimlediği en ünlü başyapıtlarındandır.
“Resim çizmek, yalnızlığımı kalabalıklarla paylaşma çabamdır.”

Anadolu Kadın Portresi (1975)
Nuri İyem
Türk resim sanatında toplumsal gerçekçiliğin en önemli temsilcilerindendir. Anadolu kadınının hüznünü, sabrını ve derinliğini ikonik iri gözlü portreleriyle ölümsüzleştirmiştir.
Portrelerindeki iri, durgun ve sorgulayıcı gözler adeta Anadolu'nun sessiz çığlığı ve vakur duruşudur. Figüratif resmin Türkiye'deki ulu çınarlarındandır.
“Her tuvalde Anadolu'nun gözleriyle karşılaşıyorum.”
Antika Kültürü & Değerli Objeler

Damla Kehribar (Doğal Kehribar)
Damla Kehribar (Doğal Kehribar)
Milyonlarca yıl önce yaşamış çam ağaçlarının fosilleşmiş reçinesidir. Isındıkça ortama hafif çam kokusu yayan, hafif ve el sıcaklığına hızla adapte olan çok değerli bir malzemedir.
Gerçek damla kehribar, 1 bardak suya 3 yemek kaşığı tuz atıldığında suyun yüzeyinde kalır (taklit plastikler ise batar). Ayrıca kızgın bir iğne ucu batırıldığında ortama sentetik plastik kokusu değil, çam reçinesi kokusu yayar.
“Kehribar, zamanın taşa dönmüş halidir; sabırla çekildikçe ruhu parlar.”

Erzurum Oltu Taşı (Kara Kehribar)
Erzurum Oltu Taşı (Kara Kehribar)
Yer altından çıkarıldığında yumuşak olan, havayla temas ettikçe sertleşen organik bir jet (linyit) çeşididir. Çekildikçe ten temasının yağıyla parlayan, simsiyah, asil bir taştır.
Gerçek Oltu taşı, sırsız porselen veya kağıt üzerine sürtüldüğünde siyah değil, kahverengi bir iz bırakır. Ayrıca yünlü kumaşa sürtüldüğünde statik elektrik yüklenerek küçük kağıt parçalarını kendine çeker.
“Oltu, Erzurum'un sabırla yoğrulmuş siyah incisidir.”

Kuka (Tropikal Palmiye Meyvesi)
Kuka (Tropikal Palmiye Meyvesi)
Tropikal bir palmiye ağacının (Attalea funifera) sert meyvesinin çekirdeğidir. Osmanlı hekimleri tarafından mikrop kırıcı (antiseptik) özelliğinden ötürü tıp alanında sıkça kullanılmıştır.
Kuka tesbihlerin en belirgin özelliği kullanıldıkça ve elin yağıyla temas ettikçe renginin koyulaşarak parlamasıdır. Gerçek kuka oldukça serttir ve plastik gibi erimez; suya atıldığında ise yoğunluğundan dolayı dibe çöker.
“Hekimlerin yoldaşı kuka, çekildikçe kararan sabrın meyvesidir.”

Osmanlı Sıkma Kehribar (Faturan)
Osmanlı Sıkma Kehribar (Faturan)
19. yüzyıl sonlarında geliştirilen, fenol ve formaldehit esaslı özel bir tarihi reçine formülüdür. Günümüzde üretimi olmayan, koleksiyon değeri son derece yüksek, efsanevi bir tesbih türüdür.
Gerçek faturan veya tarihi sıkma kehribarlar, avuç içinde hızlıca ovuşturularak ısıtıldığında kendine has karakteristik bir kimyasal/fenolik koku yayar. Günümüz sahte akrilik taklitlerinde bu koku alınamaz.
“Faturan, geçmişin renk ve sabır formülünü günümüze taşıyan bir mirastır.”

El Yazması Kur'an-ı Kerim Değer Tespiti & Yasal Boyut
El Yazması Kur'an-ı Kerim Değer Tespiti & Yasal Boyut
Aile yadigarı el yazması bir Kur'an-ı Kerim'in antika değerini belirleyen temel unsurlar; eseri kaleme alan hattatın önemi, tezhip süslemelerinin sanat kalitesi, cildin orijinalliği ve kondisyonudur.
Evet, çalıntı veya tescilli sit alanından kaçak çıkarılmış olmaması kaydıyla, el yazması Kur'an-ı Kerim ve hat levhaların yurt içinde alım satımı kanunen tamamen serbesttir. Medyada yer alan kaçakçılık haberleri yasadışı yollarla yurt dışına çıkarılmaya çalışılan veya çalıntı beyanı olan eserlerle ilgilidir. Bu nadide yasal eserleri yetkili müzayedelerde açık artırmayla veya tescilli sahaflarda güvenle değerlendirebilirsiniz.
“Yazı mermere kazınsa da ruhu el yazması sayfalarda yaşar.”

Türkiye Antika Piyasasında En Çok İlgi Gören Eserler
Türkiye Antika Piyasasında En Çok İlgi Gören Eserler
Türkiye antika piyasası, İmparatorluk köklerinden ve doğu-batı sentezinden beslenen çok zengin ve kıymetli bir sanat yelpazesine sahiptir.
Türk ve oryantalist ressamların tabloları, Osmanlı damgalı gümüşler, mineli Rus ve Fransız gümüşleri, Sèvres porselenleri, oryantalist porselen figürler, tarihi İngiliz/Fransız mobilyaları, Beykoz işi cam objeler, el yazması kitaplar, Tophane işi eserler, nadide Türk-Kafkas halıları, antika Osmanlı mücevherleri ve Edirne işi ahşap objeler piyasada en çok ilgi gören ve koleksiyon değeri en yüksek eserlerin başında yer almaktadır.
“Antika, geçmişin estetik mirasını geleceğe taşıyan en değerli köprüdür.”

Hukuk Rehberi I: Arkeolojik Eserler ve Koleksiyonculuk Belgesi
Hukuk Rehberi I: Arkeolojik Eserler ve Koleksiyonculuk Belgesi
Türkiye sınırları içerisindeki tüm arkeolojik buluntular (sikkeler, antik seramikler vb.) devlet malı niteliğindedir ve tescilsiz bulundurulması yasaktır.
Arkeolojik eserlerin toplanması ve korunması ancak Kültür Bakanlığı müze müdürlüklerinden alınacak 'Koleksiyonculuk Belgesi' ile yasal hale gelir. Bu belgeye sahip koleksiyonerler, sadece kendi aralarında veya müzeler aracılığıyla yasal olarak eser devredebilirler. Yapılan tüm alım, satım ve envanter değişiklikleri bağlı bulunulan müzenin denetimi ve kayıtları altındadır.
“Her tescilli sikke, tarihin kayıt altına alınmış yasal güvencesidir.”

Hukuk Rehberi II: Tarihi & Antika Silahların Tescil Prosedürü
Hukuk Rehberi II: Tarihi & Antika Silahların Tescil Prosedürü
Osmanlı piştovları, antika tüfekler, kılıç, kama ve benzeri tarihi harp gereçlerinin sergilenmesi belirli tescil şartlarına tabidir.
Tarihi ve antika değer taşıyan ateşli silahların evde/ofiste sergilenmesi veya duvara asılabilmesi için Emniyet/Jandarma birimlerinden tescil işlemi yapılması ve 'Antika Silah Belgesi' alınması yasal bir zorunluluktur. Ayrıca bu silahların ateşleme mekanizmalarının çalışamaz hale getirilmesi (deaktivasyon) veya yasal tescilinin yapılmış olması güvenlik prosedürleri açısından şart koşulmaktadır.
“Miras kalan kılıç ve piştovlar, yasal tescille korunan şanlı geçmişimizdir.”

Hukuk Rehberi III: Yurt Dışına Çıkarma Yasağı & Müze Bildirimi
Hukuk Rehberi III: Yurt Dışına Çıkarma Yasağı & Müze Bildirimi
Türkiye'de bulunan kültür varlıklarının yurt dışına çıkarılması kesinlikle yasaktır ve ağır hapis cezası yaptırımı bulunmaktadır.
Yasalara göre, arazide veya tesadüfen bulunan her türlü tarihi/kültür varlığı en geç 3 gün içinde en yakın müze müdürlüğüne veya mülki amirliğe teslim edilmelidir. Eseri zamanında bildirenlere devlet tarafından yasal takdir kıymeti üzerinden bildirim ikramiyesi ödenir. Bu eserlerin gümrüklerden izinsiz çıkarılması tarihi eser kaçakçılığı kapsamına girer.
“Kültür varlıklarımızı korumak ve bildirmek milli bir sorumluluktur.”

Hukuk Rehberi IV: Etnografik Eserler, Yazmalar ve Serbest Ticaret
Hukuk Rehberi IV: Etnografik Eserler, Yazmalar ve Serbest Ticaret
Yakın döneme ait kültürel zanaat ögeleri, eski hat levhaları, el yazması kitaplar (Kur'an-ı Kerim dahil) tescil dışı tutulabilmektedir.
Müzeler tarafından 'etnografik' ve tescile tabi olmayan eser olarak sınıflandırılan hat levhaları, el yazması kitaplar, gümüşler ve tekstillerin yurt içinde alım satımı tamamen serbesttir. Müzayedelerde veya sahaflarda yasal olarak el değiştirebilirler. Ancak bu eserlerin de yurt dışına çıkarılabilmesi için Kültür Bakanlığı müze uzmanlarından 'Yurt Dışına Çıkış İzin Belgesi' alınması zorunludur.
“Etnografik eserler, serbest ticaretle korunan halk hafızamızdır.”

Hukuk Rehberi V: Son Altı Osmanlı Padişahı Sikkeleri ve Yasal Durum
Hukuk Rehberi V: Son Altı Osmanlı Padişahı Sikkeleri ve Yasal Durum
Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerine ait madeni para ve nişanların alım satımı, klasik antik sikkelere göre farklı bir hukuki statüye tabidir.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na göre, son altı Osmanlı Padişahı (Sultan Abdülmecid, Sultan Abdülaziz, Sultan V. Murad, Sultan II. Abdülhamid, Sultan V. Mehmed Reşad ve Sultan VI. Mehmed Vahdeddin) dönemine ait tescile tabi olmayan sikkeler, madalyalar ve nişanlar yurt içinde serbestçe alınıp satılabilir. Bu döneme ait paraları bulundurmak veya ticaretini yapmak için 'Koleksiyonculuk Belgesi' şartı aranmaz. Ancak bu padişahlardan önceki dönemlere ait tüm Osmanlı ve antik paralar tescile tabi olup bildirimsiz alım satımı yasaktır.
“Tarihin son altın sayfaları, yasal güvenceyle koleksiyonları süsler.”

Antika Rehberi VI: Altın ve Gümüş Eserlerde Tuğra / Damga Okuma
Antika Rehberi VI: Altın ve Gümüş Eserlerde Tuğra / Damga Okuma
Osmanlı gümüşlerindeki padişah tuğraları, sah damgası ve ayar damgaları eserlerin orijinalliğini ve dönemini kanıtlayan en önemli belgelerdir.
Osmanlı gümüşlerinde eserin saray veya devlet standartlarında olduğunu gösteren üç ana damga bulunur: Dönemin padişahının 'Tuğrası', gümüşün saflığını garanti eden 'Sah damgası' ve usta damgası. Bu damgaların silik veya sahte olmaması eserin değerini belirler. Avrupa kökenli gümüş ve porselenlerde ise (Sèvres porselenleri, mineli Rus gümüşleri) üretici fabrikanın veya kraliyet atölyelerinin armaları yer alır. Bu damgaların okunması, koleksiyon değerini ve sahtelerinden ayırt edilmesini sağlar.
“Damga, zanaatkarın zamana vurduğu silinmez imzadır.”

Antika Rehberi VII: Eserlerde Kondisyon Sınıflandırması ve Restorasyon
Antika Rehberi VII: Eserlerde Kondisyon Sınıflandırması ve Restorasyon
Bir antika eserin koleksiyon değeri ve piyasa fiyatı; eserin fiziki kondisyonuna ve yapılan restorasyonların kalitesine doğrudan bağlıdır.
Antikacılıkta en yüksek değer 'Çil' (Mint/Pristine) yani kusursuz durumdaki eserlere biçilir. Hafif aşınmalı eserler 'Çok İyi', restorasyon görmüş olanlar ise 'Fine/Restored' sınıfına girer. Eserlere yapılacak restorasyonların mutlaka alanında uzman restoratörler tarafından, orijinal malzemeye ve sanata sadık kalınarak yapılması gerekir. Amatörce yapılan müdahaleler eserin antika değerini tamamen yok edebilir. Alıcıların müzayedelerde pey vermeden önce mutlaka detaylı bir 'Kondisyon Raporu' talep etmesi önerilir.
“Doğru restorasyon tarihe saygıdır, esere değer katar.”

Antika Rehberi VIII: Klasik Osmanlı Halı ve Kilimleri Ekspertizi
Antika Rehberi VIII: Klasik Osmanlı Halı ve Kilimleri Ekspertizi
Osmanlı saray halıları, Hereke ipeklileri ve kök boyalı tarihi kilimler antika tekstil piyasasının en değerli yatırım ve koleksiyon ögeleridir.
Tarihi bir dokumanın antika değeri; kullanılan ipliklerin kök boya (doğal bitkisel boya) olması, düğüm sıklığı (desimetre kare başına düşen ilme sayısı) ve yıpranma oranına göre belirlenir. Özellikle 19. yüzyıl Hereke ipek halıları, madalyonlu Uşak halıları ve yün Gördes seccadeleri dünya çapında koleksiyoncuların takibindedir. Eserlerin kimyasal temizleyicilerle yıkanmamış olması ve restorasyonlarının tarihi yün ipliklerle yapılması antika değerini korumaktadır.
“İlmek ilmek dokunan düğümler, tarihin sessiz motifleridir.”

Antika Rehberi IX: Osmanlı Hat Sanatı ve Levha Ekspertizi
Antika Rehberi IX: Osmanlı Hat Sanatı ve Levha Ekspertizi
Osmanlı entelektüel ve sanatsal mirasının zirvesi olan hat sanatı levhaları (hilye-i şerif, kıta, murakka), müzayedelerin en prestijli eser gruplarıdır.
Bir hat levhasının antika değerini belirleyen en kritik unsur hattatın imzası yani 'ketebe' kısmıdır. Şeyh Hamdullah, Hafız Osman, Kazasker Mustafa İzzet gibi ekol hattatların eserleri paha biçilemezdir. Ayrıca kağıdın cila (ahar) kalitesi, kullanılan is mürekkebinin orijinalliği, yazı türü (anıt yazılarda Celî Sülüs, kitaplarda Nesih, fetva ve şiirlerde Ta'lik) ve etrafındaki altın varaklı tezhip süslemelerinin dönemi ekspertiz sürecinde titizlikle incelenir.
“Kur'an-ı Kerim Hicaz'da nazil oldu, Mısır'da okundu, İstanbul'da yazıldı.”

Antika Rehberi X: Beykoz İşi Cam Objeler ve Çeşmibülbül Sanatı
Antika Rehberi X: Beykoz İşi Cam Objeler ve Çeşmibülbül Sanatı
Osmanlı cam sanatının şah eseri sayılan Beykoz işi cam objeler (gülabdanlar, ibrikler, lalelikler), koleksiyonların en göz alıcı parçalarındandır.
Beykoz cam sanatında en çok değer gören formül 'Çeşmibülbül'dür. Mavi-beyaz sarmal cam şeritlerin eriyerek birleştiği bu anıtsal işçilik, ışığı yansıtma biçimiyle benzersizdir. Ayrıca III. Selim döneminde İncirköy'de üretilen, üzerleri altın yaldızlı maydanoz çiçek motifli 'Maydanozlu Beykoz' camlarının orijinalliği, camın içindeki hava kabarcığı oranına ve altın yaldızların aşınma durumuna bakılarak doğrulanır.
“Cam, ateşin nefesle birleşip donmuş zarafetidir.”